Selçuk Yücel Kişisel Web Sayfasına Hoşgeldiniz!

VERGİ AHLAKI

 

VERGİ AHLAKI

 

  1. Giriş

           Vergi ahlakı, bireylerin ve işletmelerin vergi yükümlülüklerine karşı sergiledikleri tutum ve davranışların genel bir değerlendirmesidir. Bu kavram, vergi ödemelerinin gönüllü olarak yapılması, vergi kaçakçılığının önlenmesi ve vergi sisteminin genel etkinliği açısından kritik öneme sahiptir. Vergi ahlakını etkileyen temel faktörler; (i) demografik, (ii) ekonomik ve (iii) sosyal olmak üzere üç ana kategori altında incelenmektedir. Vergi ahlakının geliştirilmesi, sadece yasal ve ekonomik düzenlemelerle sınırlı kalmamalı, aynı zamanda toplumsal değerler ve normlar göz önünde bulundurularak kapsamlı bir yaklaşım gerektirmektedir. Etkili bir vergi sistemi, bireylerin ve işletmelerin vergi yükümlülüklerine karşı olumlu bir tutum geliştirmelerini teşvik ederek, genel vergi uyumunu ve toplumsal refahı artıracaktır.

Vergiler, bireylerin kullanılabilir gelirlerinde, servetlerinde ve harcamalarında kısıtlamalara yol açmakta ve aynı zamanda tasarruf yapma kapasitelerini azaltmaktadır. Bu nedenle, vergiler genellikle bireyler tarafından bir yük olarak algılanmakta ve olumsuz bir şekilde karşılanmaktadır. Yine de vergi yükümlülükleri yasal olarak zorunlu olmasına rağmen, bireyler vergi ödemekten kaçınmak için hem yasal hem de yasal olmayan çeşitli yöntemlere başvurmaktadır. Bu yöntemler arasında, adaletsiz veya eşit olmayan, temel hak ve özgürlükleri kısıtlayıcı olduğuna inanılan vergi yasalarının iptali için hukuki yolları kullanma, karar verme organlarını etkileme, vergiden kaçınma ve vergi kaçırma bulunmaktadır.

Gönüllü vergi ödeme davranışı, gelir düzeyi ve vergi oranları gibi ekonomik faktörlerin yanı sıra sosyal ve demografik faktörler, cezalar, denetim olasılığı, önceki denetimler, sübjektif ve objektif ölçüler, mali müşavir veya vergi danışmanlarının etkisi, ahlaki ve sosyal dinamikler, vergi sisteminin karmaşıklığı ve vergi affı gibi çeşitli etkenler tarafından şekillendirilmektedir. Bu çalışmada ele alınan vergi ahlakı, vergi ödeme konusundaki içsel motivasyonu ifade etmekte ve sosyal ile psikolojik pek çok unsurdan etkilenmektedir.

  1. Vergi Ahlakı

Bu genel terimden önce de Ahlak kavramının tanımlanması ve terim olarak vergi ilişkisine kısaca bakmak gerekir.

Ahlak, Genel anlamda , mutlak iyi olarak iyi olduğu düşünülen ya da belli bir yaşam anlayışından kaynaklanan davranış kuralları bütünü. İnsanların kendisine göre yaşadıkları , kendilerine rehber aldıkları ilkeler bütünü ya da kurallar toplamı.bir kimsenin iyi niteliklerini veya kişiliğini ifade eden tutum ve davranışlar bütünü, huy. (Cevizci, sh 37)

Vergi ahlakı, ise vergi ödeme konusundaki içsel bir motivasyon olarak tanımlanmakta ve bireylerin toplumun bir parçası olarak üstlendiği görevleri yerine getirirken uyması gereken ahlaki ve hukuki kuralları içtenlikle benimsemelerini ifade etmektedir. Dolayısıyla vergi ahlakı, vergiye uyum sağlama konusunda ahlaki bir zorunluluk veya topluma katkıda bulunma inancı olarak düşünülebilir (Torgler, 2007, 4).

Vergi kaçakçılığı, dünya genelinde sürekli bir artış gösteren ciddi bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Bununla birlikte, vergi kaçırma yollarını araştırmayan ve fırsatları olmasına rağmen bu düşünceyi bile akıllarına getirmeyerek vergilerini ödeyen yükümlüler de bulunmaktadır. Vergi ahlakı, bireylerin neden vergi kaçakçılığı yapmadıkları ile ilgili bir konsept olarak önem taşımaktadır. Vergi uyumu, vergi yükümlülüğünün beyan edilmesi ve ilgili mercilere zamanında teslim edilmesi ile ilgili yasalara, yönetmeliklere ve yargı kararlarına uygunluk gösterilmesidir (Kaynar Bilgin, 2011). Bu uyumun sağlanması için, vergi yasalarına kimlerin uyduğunu ve kimlerin uymadığını bilmek kritik önem taşımaktadır.

Vergi uyumu, açıkça görülebilen bir eylem olup, çoğu insan vergisini ödemektedir. Ancak, vergiye uyum ya da uyumsuzluk sadece fırsat, vergi oranları ve yakalanma olasılığı gibi faktörlerin bir fonksiyonu olmakla kalmayıp, aynı zamanda bireylerin vergiye uyum gösterme ya da kaçırma eğilimlerinin de bir fonksiyonudur. Vergi ahlakı yüksek olduğunda, vergi uyumu da genellikle yüksek olmaktadır; dolayısıyla vergi uyumunu anlamak için vergi ahlakını açıklamak gereklidir (Torgler, 2007, 64-65).

Vergiye uyumu etkileyen faktörler sadece vergi kaçırma fırsatlarının varlığı, vergi oranlarının seviyesi, denetimlerin sıklığı ya da uygulanan cezaların ciddiyeti ile sınırlı değildir. Ayrıca, bireylerin vergi ahlakı seviyeleri de vergiye uyumlarını belirleyen önemli faktörlerdendir. Vergi ahlakı ile vergi uyumu arasında yakın bir ilişki olduğu çok sayıda çalışmada belirtilmiştir ve vergi ahlakını oluşturan faktörleri belirlemek oldukça önemlidir. Ancak bu konuda yapılan araştırmalar yetersizdir (Torgler, 2004, 239). Feld ve Frey ise, vergi ahlakının nasıl ortaya çıktığını ve nasıl devam ettiğini değerlendirmeden, genellikle ele alınan analizlerde son etken olarak görüldüğünü belirtmektedirler (Feld ve Frey, 2002, 88).

1960’lı yıllarda “Cologne vergi psikolojisi okulu” tarafından yapılan ilk çalışmalar (Schmölders, 1970; Strümpel, 1969) olmasına rağmen, vergi ahlakı kavramı uzun süre vergi araştırmacıları tarafından göz ardı edilmiştir. Günümüzde bazı vergi uyumu araştırmacıları, vergi ahlakı kavramına değinmişlerdir, ancak çok azı bu konuyu detaylı bir şekilde incelemiştir (Schmölders, 1976, 107). Vergi ahlakı, vergi ödeme konusundaki içsel bir motivasyon olarak tanımlanmakta ve bireylerin toplumun bir parçası olarak üstlendiği görevleri yerine getirirken uyması gereken ahlaki ve hukuki kuralları içtenlikle benimsemelerini ifade etmektedir. Dolayısıyla vergi ahlakı, vergiye uyum sağlama konusunda ahlaki bir zorunluluk veya topluma katkıda bulunma inancı olarak düşünülebilir (Torgler, 2007, 4).

Ekonomistler, vergi ahlakını belirsizlik koşullarında alınan rasyonel bir karar olarak değerlendirmektedirler. Bu bağlamda, vergi kaçakçılığı, daha az vergi ödenmesine yol açan ve olasılıkla gerçekleşebilen, sonuç olarak vergi cezaları ile sonuçlanabilecek bir tür kumar olarak görülmektedir (Kaynar Bilgin, 2011). Ayrıca, vergi ahlakı kavramı, bazı araştırmacılar tarafından “vergi etiği” olarak adlandırılan kavramla da sıkı bir ilişki içindedir. Vergi etiği, vatandaşların kamu otoritesi ile olan ilişkilerini şekillendiren davranış normlarını ifade etmektedir (Song ve Yarbrough, 1978, 444). Bu normlar, vergi yükümlülüğü altındaki bireylerin, kamu otoritesi ile olan etkileşimlerini yönlendiren kurallar olarak tanımlanmaktadır.

Vergi ahlakı, sosyal bir fenomen olarak açıklanması güç bir olgudur. Vergi ahlakı üzerine yapılan ilk önemli çalışmalardan biri, 1978 yılında Song ve Yarbrough tarafından gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada, vergi ahlakı ile vergi uyumu arasındaki ilişkiyi ele alan bir vergi uyumu modeli geliştirilmiştir.

Song ve Yarbrough’un modeline göre, vergi uyumu; beyan ve ödeme süreçlerini kapsayan ve üç temel faktör tarafından etkilenen bir süreçtir. Bu faktörler; yasal çerçeve, vatandaşların vergi ahlakı ve belirli zaman ve yerlerde ortaya çıkan diğer durumsal faktörlerdir. Yasal çerçeve, yasaların meşruiyeti, uygulanma süreçlerinin etkinliği ve vatandaşların yasal yükümlülükleri anlama ve kabul etme derecesi ile şekillenmektedir. Durumsal faktörler ise, gelir düzeyi, işsizlik oranı, vergi oranları ve vergi idaresinin etkinliği gibi değişkenleri kapsamaktadır (Song ve Yarbrough, 1978, 444).

Bu modelde, vergi ahlakının vergi uyumu üzerindeki etkisi oldukça belirgindir. Ayrıca, bu faktörlerin birbirleriyle olan etkileşimleri dikkat çekicidir. Vergi ahlakı, yasal çerçevenin, yani vergi yasalarının adil, anlaşılır ve etkin olması gibi unsurlar tarafından etkilenmekte; aynı zamanda vergi ahlakı, bireylerin gelir düzeyi ve vergi oranları gibi durumsal faktörler tarafından da etkilenmektedir. Dolayısıyla, vergi ahlakı hem diğer faktörleri etkilemekte hem de bu faktörlerden etkilenmektedir, bu da vergi beyanı ve ödemesini sağlayan en kritik unsurlardan biri olarak vergi ahlakını öne çıkarmaktadır (Bilgin, 2011).

Vergi uyumu ve vergi ahlakı, sosyal ve psikolojik faktörler tarafından büyük ölçüde etkilenmektedir. Bu bağlamda, vergi ahlakı ve vergi uyumunun artırılması, söz konusu sosyal ve psikolojik faktörlere bağlı olarak gelişmektedir. Yaptırım gücünün ve hukuki çerçevenin sağladığı destek, vergi ahlakı ve vergi uyumunu belirli bir düzeye kadar artırabilmektedir; ancak bu noktadan sonra, vergi uyumu ve ahlakının iyileştirilmesi esas olarak sosyal ve psikolojik faktörlere dayanmaktadır.

Vergi uyumunun sadece yaptırım düzeyi ile açıklanamayacağı, Graetz ve Wilde tarafından vurgulanmıştır (1985, 359). Özellikle denetim ve ceza oranlarının düşük olduğu ülkelerde, rasyonel bireylerin çoğunun vergi kaçırması beklenirken, bu ülkelerde yine de önemli bir vergiye uyum düzeyi gözlemlenmektedir. Yani, bireyler vergi kaçırdıklarında yakalanma ve cezalandırılma olasılıklarının düşük olduğunu bilmelerine rağmen vergilerini ödemektedirler.

Vergi ödemenin hoşa gitmediği bir gerçektir, ancak pek çok ülkede caydırıcı politikalar ile insanlar vergi ödemeye teşvik edilmektedir. Allingham ve Sandmo’nun (1972) suç ekonomisine paralel olarak geliştirdiği modelde, vergi kaçakçılığının boyutu yakalanma olasılığı ve cezanın derecesi ile ters orantılı olarak ilişkilendirilmiştir. Ancak bu model, vergi uyumunu az, vergi kaçakçılığını ise fazla tahmin ettiği gerekçesiyle eleştirilmiştir. Üstelik pek çok ülkede, vergi denetimlerinin ve cezalarının düzeyi yüksek vergi uyumu düzeylerini açıklamaya yetersiz kalmaktadır.

Kelman (1961) ve Vogel (1974) tarafından sunulan bir başka yaklaşımda, insanların farklı nedenlerle vergiye uyum gösterdikleri ifade edilmektedir. Kelman’ın üç parçalı tipolojisine göre; “Uyumcular”, vergilerini öderler çünkü vergilerin ödenmesi gerektiğine inanırlar ve vergi ödemediklerinde oluşacak sonuçlardan korkarlar. “Tanımlayıcılar”, sosyal normlar ve kendilerine yakın kişilerin inanç ve davranışlarından etkilenirler ve bu etkileşim sonucunda vergilerini öderler. “İçselleştiriciler” ise inançları ve davranışları arasında tutarlılık gösterirler ve inançları gereği vergiye uyum sağlarlar (Kelman, 1961, 62).

Sonuç olarak, vergi ahlakı ile ilgili yapılan açıklamalar, bu kavramın anlaşılmasında sosyal ve psikolojik unsurların belirleyici bir rol oynadığını göstermektedir. Bu nedenle, bu unsurların detaylı bir şekilde incelenmesi gerekmektedir.

  1. Vergi Ahlakının Önemi

Vergi ahlakı, bireylerin vergilendirme sürecine ilişkin içsel motivasyonlarını yansıtan, ölçülmesi ve analiz edilmesi zorlu bir kavramdır. Mükelleflerin vergi karşısındaki tutumlarını belirleyebilmek için yapılan çalışmalarda, vergi ahlakını etkileyen unsurların dikkatle incelenmesi gerekmektedir (Tosuner ve Demir, 2008). Son dönemlerde, vergi uyumu literatüründe vergi ahlakı konusuna olan ilgi artmıştır, bu da bireylerin vergi ödeme eğilimlerini anlamaya yönelik yeni yaklaşımların geliştirilmesine olanak tanımıştır (Sandalcı, 2015).

Vergi ahlakının etkin bir şekilde geliştirilmesi için, toplumun vergilendirme ve vergi düzenlemeleri konularında yeterli bilgiye sahip olması şarttır. Ayrıca, mükelleflerin vergi ile ilişkili görevlerini yerine getirebilmeleri için gerekli pratik koşulların sağlanması da zorunludur. Eğer vergiyle ilgili olumsuz tutumlar gözlemleniyorsa, vergi bilgilendirme ve eğitim faaliyetlerinin etkinliği, vergi kanunlarının basitliği ve anlaşılırlığı, ayrıca vergi idaresinin sunduğu hizmet kalitesi gibi unsurların gözden geçirilmesi gerekmektedir (Akdoğan, 2019).

Türkiye gibi ülkelerde gözlemlenen vergi kaçakçılığı sorunu, vergi ahlakı düzeyinin yetersiz olmasından kaynaklanan zorluklardan biridir. Bu soruna karşı kalıcı çözümler geliştirmek ve vergi ahlakını topluma yaymak, bilinçli mükellefler yetiştirmek açısından büyük önem taşımaktadır (Ayas ve Saruç, 2015:178).

Vergi ahlakı düzeyinin artması, bir toplum için pek çok fayda sağlamaktadır (Pınar, 2021):

  1. Kamusal gelirlerin artması, devletin sunacağı hizmetlerin kalitesinin yükselmesine ve dolayısıyla toplumun refah seviyesinin artmasına olanak tanır.
  2. Devletin vergilemeye bağlı amaçlarına daha hızlı ulaşılmasını sağlar.
  3. Vergilemenin maliyeti azalır, vergi dairesinin iş yükü hafifler.
  4. Yüksek vergi ahlakı düzeyi, vergi kaçakçılığına meyilli mükellefler üzerinde toplumsal baskı oluşturur.
  5. Vergi ahlakı seviyesi, bir ülkenin gelişmişlik düzeyini gösteren bir gösterge olarak kabul edilir ve arttıkça ülkenin gelişim hızı da aynı yönde artış gösterir (Ergün, 2016:32).

Böylece, vergi ahlakının ve uyumunun artırılması, sadece ekonomik değil, aynı zamanda sosyal ve psikolojik faktörlere dayanan kapsamlı bir yaklaşım gerektirir. Bu yaklaşım, vergi politikalarının etkinliğini artırarak toplumsal refahın yükseltilmesine katkıda bulunur.

  1. Vergi Ahlakının Gelişimi

Mükelleflerin vergiyle ilgili tutum ve davranışları, Alman Maliyeci Günter Schmölders tarafından ilk defa incelenmiştir. 1960 ve 1970 yıllarında Köln Vergi Psikolojisi Okulu’nun (“Cologne school of tax psychology”) vergi ahlakı üzerine yaptığı çalışmalar, ekonomik ve sosyal psikolojik faktörler arasında güçlü bir köprü kurulmasını sağlamıştır. Bu okulun asıl amacı, ekonomik ve sosyal psikolojik olguların birbirine entegrasyonunu teşvik etmektir (Alm ve Torgler, 2006). 1990’larla birlikte vergi ahlakı, ekonomistler ve psikologlar tarafından daha fazla ilgi görmeye başlamış ve 2000’li yıllarda büyük bir popülerlik kazanmıştır (Rodriguez ve Theilen, 2018:19).

Yapılan çalışmalarda, vergi ahlakının şekillenmesi ve ortaya çıkışı hakkında net bilgiler olmadığı için, vergi ahlakı bir “kara kutu” olarak tanımlanmaktadır. Vergi ahlakının gelişimi, eğitim, bilinçlenme ve sürekli ilerleme gerektiren bir süreç olarak ele alınmalıdır. Ayrıca, vergi kaçakçılığının önlenmesi, kanuni boşlukların doldurulması ve etkin denetimlerin gerçekleştirilmesi devletin öncelikli görevleri arasında yer almaktadır (Tosuner ve Demir, 2009).

Vergi sistemi, vergi yasalarını uygulayan devlet ile vergi mükellefleri arasında çift yönlü bir yapıya sahiptir. Vergi yasalarının uygulanmasındaki doğruluk ne kadar yüksek olursa olsun, eğer mükellefin vergi ahlakı düşükse, vergi kaçırma eğilimi devam edecektir. Sistem içinde bu tür davranışlar sergileyen mükellefler, diğer mükelleflerin vergi ahlakını da olumsuz yönde etkileyebilir. Vergi sisteminin başarısı, yüksek vergi ahlakı seviyesine sahip mükelleflerin sayısı ile doğru orantılıdır. Tersine, vergi ahlakı düzeyi düşük mükelleflerin sayısı arttıkça, vergileme amaçlarına ulaşma kapasitesi de o ölçüde azalmaktadır (Sandalcı, 2015).

  1. Vergi Ahlakını Etkileyen Faktörler

Vergi ahlakı, mükelleflerin vergi yükümlülüklerine karşı gösterdikleri tutum ve davranışları kapsar. Bu bağlamda, vergi ahlakını etkileyen çeşitli demografik, ekonomik ve sosyal faktörler bulunmaktadır. Bu faktörlerin detaylı bir şekilde incelenmesi, vergi politikalarının etkinliğini artırma ve vergi uyumunu iyileştirme çabalarında kritik bir rol oynar.

4.1. Demografik Faktörler

Vergi ahlakını etkileyen demografik faktörler, mükelleflerin vergi davranışlarını anlamak ve vergi politikalarını şekillendirmek için önemli unsurlardır. Bu faktörler, bireylerin vergi yükümlülüklerine karşı gösterdikleri tutum ve davranışları doğrudan etkileyebilir. İşte bu faktörlerin bazıları aşağıda sıralanmıştır:

  1. Yaş: Yaş, vergi ahlakı üzerinde belirleyici bir faktördür. Genellikle, yaş ilerledikçe bireylerin vergiye uyumu artmaktadır. Yaşlı bireyler, gençlere kıyasla daha yüksek bir vergi ahlakına sahip olma eğilimindedirler, çünkü zamanla toplumsal kurallara daha fazla bağlılık geliştirebilirler.
  2. Cinsiyet: Araştırmalar, cinsiyetin vergi ahlakı üzerinde etkili olabileceğini göstermektedir. Erkekler ve kadınlar arasında vergiye uyum konusunda farklılıklar olabilir; bazı çalışmalar, kadınların vergi kaçırma eğiliminin daha düşük olduğunu ortaya koymuştur.
  3. Eğitim Düzeyi: Eğitim düzeyi yükseldikçe, bireylerin vergi kanunlarına ilişkin bilgisi ve vergi uyumu da artmaktadır. Daha yüksek eğitimli bireyler, vergi yasalarını daha iyi anlama ve yükümlülüklerini yerine getirme konusunda daha bilinçlidir.
  4. Mesleki Durum: Mesleki durum, bireylerin vergi ahlakını etkileyebilir. Özellikle yüksek gelirli profesyonellerin, vergi kaçırma yollarını bilmelerine rağmen, yüksek vergi ahlakına sahip oldukları gözlemlenmiştir.
  5. Medeni Durum: Evli bireylerin, bekarlara kıyasla daha yüksek vergi uyumuna sahip oldukları belirtilmektedir. Ailevi sorumluluklar ve toplumsal beklentiler, evli bireyler üzerinde daha fazla vergi ahlakı baskısı oluşturabilir.

4.2. Ekonomik Faktörler

Ekonomik faktörler, vergi ahlakını ve genel olarak vergi uyumunu önemli ölçüde etkileyebilen unsurlardır. Bu faktörler, mükelleflerin vergilendirme sürecine olan bakış açılarını ve vergi yükümlülüklerine olan tepkilerini şekillendirir. Aşağıda vergi ahlakını etkileyen temel ekonomik faktörler detaylandırılmıştır:

  1. Gelir Düzeyi: Gelir düzeyi, vergi ahlakı üzerinde önemli bir etkendir. Yüksek gelirli bireylerin, daha fazla vergi kaçırma eğiliminde olabileceği, ancak aynı zamanda vergi yükümlülüklerini yerine getirme kapasitelerinin de yüksek olduğu gözlemlenmiştir.
  2. Vergi Yükü: Vergi yükünün ağırlığı, bireylerin vergi kaçırma eğilimlerini artırabilir. Aşırı vergi yükü altındaki bireyler, bu yükten kurtulmanın yollarını arayabilir.
  3. Vergi Adaleti: Vergi sisteminin adil algılanması, vergi uyumunu olumlu yönde etkiler. Bireyler, sistem içindeki adaleti sorguladıklarında vergi kaçırma eğilimleri artabilir.
  4. Kamu Harcamalarının Algılanma Düzeyi: Kamu harcamalarının etkin ve adil bir şekilde yapıldığına dair algılar, vergi uyumunu artırır. Bireyler, ödedikleri vergilerin toplum yararına kullanıldığını gördüklerinde vergiye olan dirençleri azalır.
  5. Vergi Yasaları ve Vergi Afları: Vergi yasalarının anlaşılırlığı ve vergi aflarının varlığı, vergi uyumunu etkiler. Karmaşık vergi yasaları ve sık sık değişen vergi politikaları, bireylerin vergi ahlakını olumsuz etkileyebilir.
  6. Vergi Denetimleri ve Vergi Cezaları: Etkin vergi denetimleri ve caydırıcı vergi cezaları, vergi kaçırma eğilimlerini azaltır. Yetersiz denetim ve düşük cezalar ise aksini teşvik eder.
  7. Vergi İdaresi ve Muhasebe Meslek Mensuplarının Etkisi: Vergi idaresinin etkinliği ve muhasebe profesyonellerinin rehberliği, vergi uyumunu destekler. İyi eğitimli muhasebe meslek mensupları, mükellefleri vergi yasalarına uygun davranmaya yönlendirir.

4.3. Sosyal Faktörler

Vergi ahlakının oluşumu, gelişimi ve sürdürülmesinde sosyal faktörler belirleyici bir rol oynamaktadır. Toplumsal değerler, inançlar ve siyasi yapılar gibi unsurlar, bireylerin vergi ödeme davranışlarını ve vergilere olan genel yaklaşımlarını etkileyebilir (Sandalcı, 2015). İşte vergi ahlakını etkileyen başlıca sosyal faktörler aşağıdaki bölümde sıralanmıştır:

  1. Dini İnançlar: Dini inançlar, vergi ahlakını etkileyebilir. Bazı dinler, vergi ödemenin bir yükümlülük olduğunu öğretirken, diğerleri adaletsiz vergilendirme sistemlerine karşı çıkabilir.
  2. Siyasi İktidarın Kabulü ve Hükümete Duyulan Güven: Siyasi iktidara ve hükümete duyulan güven, vergi ahlakını etkileyen önemli bir faktördür. Hükümete duyulan güven azaldıkça, vergi kaçırma eğilimleri artabilir.
  3. Hükümete Duyulan Güven: Hükümete duyulan güven, vergi ahlakını doğrudan etkileyen önemli bir unsurdur. Hükümetin vergi gelirlerini adil ve etkin bir şekilde kullandığına inanılan ülkelerde vergi uyumu genellikle daha yüksektir. Tersine, hükümetin yolsuzlukla ilişkilendirildiği veya kaynakların kötü yönetildiği düşünülen ülkelerde vergi kaçırma daha yaygın olabilir.
  4. Demokrasi Düzeyi: Bir ülkenin demokrasi düzeyi, vergi politikalarının oluşturulma sürecine katılım imkanlarını ve bu süreçlerin şeffaflığını yansıtabilir. Yüksek demokrasi standartlarına sahip ülkelerde, hükümetler vergi politikalarını belirlerken geniş katılımcı süreçlerden yararlanır ve vergi yasaları halkın ihtiyaç ve beklentilerini daha iyi yansıtır. Bu, genel olarak vergiye uyum düzeylerinin artmasına yardımcı olur.

Bu faktörlerin her biri, vergi ahlakını ve dolayısıyla vergi uyumunu şekillendirmede önemli rol oynamaktadır. Dolayısıyla, vergi politikalarını belirlerken bu faktörlerin her birinin dikkate alınması gerekmektedir.

Sonuç

Vergi ahlakı, toplumların vergilendirme süreçlerine olan katılımını ve bu süreçlere olan güvenini doğrudan etkileyen karmaşık bir olgudur. Bireylerin vergi ödeme davranışları üzerinde etkili olan demografik, ekonomik ve sosyal faktörler, vergi politikalarının şekillendirilmesinde dikkate alınmalıdır. Bu faktörler, vergi uyumunu artırmak ve vergi kaçakçılığını azaltmak için stratejik öneme sahiptir.

Demografik faktörler, bireylerin yaş, cinsiyet, eğitim düzeyi, mesleki ve medeni durumları gibi özelliklerini içerir ve bu özellikler, vergiye bakış açılarını ve uyumlarını farklı şekillerde etkileyebilir. Ekonomik faktörler, bireylerin gelir düzeyleri, vergi yükleri, kamu harcamalarına olan inançları ve vergi yasalarının algılanan adilliği gibi unsurları kapsar ve mükelleflerin vergi sistemiyle olan etkileşimlerini şekillendirir. Sosyal faktörler ise, dini inançlar, siyasi iktidara olan güven, hükümete olan memnuniyet ve demokrasi düzeyi gibi daha geniş çaplı toplumsal değerleri ve normları içerir. Bu faktörler, bireylerin vergi sistemine olan güvenini ve vergi yükümlülüklerine olan bağlılıklarını etkiler.

Sonuç olarak, vergi ahlakını etkileyen bu çeşitli faktörlerin her biri, vergi politikalarının etkinliğini artırmak ve toplumun vergiye olan genel yaklaşımını iyileştirmek için stratejik olarak ele alınmalıdır. Etkili vergi politikaları, sadece ekonomik ve yasal düzenlemelerle sınırlı kalmamalı, aynı zamanda toplumun sosyal ve kültürel yapısını da göz önünde bulundurmalıdır. Bu şekilde, vergi ahlakını ve dolayısıyla genel vergi uyumunu güçlendirecek kapsamlı ve bütünleşik yaklaşımlar geliştirilebilir.

 

Kaynakça

Akdoğan, A. (2019). Kamu Maliyesi. Ankara: Gazi Yayınevi.

Alm, J., Torgler, B. (2006). Culture Differencs and Tax Morale in the States and Europe. Jaurnal of Economics Psychology, 27(2), 224-246.

Ayas, I. ve Saruç, N. T. (2015). Vergi Kültürü ve Vergi Ahlakı. Afyon Kocatepe Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, 17(2), 177-188.

Cevizci,Ahmet Büyük Felsefe Sözlüğü, Say Yayınları,2020

Çiçek, U. ve Uygun, G. (2019). Kültürün Vergi Ahlakı Üzerindeki Etkisi: TR 61 Bölgesinde Bir Uygulama. Akademik Araştırmalar ve Çalışmalar Dergisi, 11(21), 445-462.

Kaynar Bilgin, H. (2011). Vergi Ahlakının Teorik Çerçevesi. Çukurova Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 20(2), 259- 278.

Pınar, R. (2021). Vergi Ahlakını Etkileyen Faktörler: Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Örneği (Yüksek Lisans Tezi). Van: Yüzüncü Yıl Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.

Sandalcı, U. (2015). Vergi Ahlakını Belirleyen Faktörlerin Analizine Yönelik Bir Uygulama (Yüksek Lisans Tezi). Kütahya: Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.

Song, Y. D. ve Yarbrough, T. E. (1978). Tax Ethics and Taxpayer Attitudes: A Survey. Public Administration Review, 38, 442-452.

Tosuner, M. ve Demir. İ. C. (2009). Vergi Ahlakının Sosyal ve Kültürel Belirleyenleri. Süleyman Demirel Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi. 14(1), 1-15.

Yurdakul, A. (2013). Vergi Ahlakı ve Vergi Ahlakını Belirleyen Faktörlerin Analizi: Bursa İli Örneği (Doktora Tezi). Bursa: Uludağ Üniversitesi/Sosyal Bilimler Enstitüsü.